Hülya KALYONCUHülya Kalyoncu'nun Gözünden Topkapı Sarayı

Geçen Pazar sanata ve  tarihe oldukça ilgili bir arkadaş grubu ile Topkapı Sarayı gezisi yaptık. Bende burada sizlere aslında birçoğumuzun çok çok iyi bildiği, ancak çoğunluğunda ziyaret etmediğini düşündüğüm Topkapı Sarayı’ndan söz etmek istiyorum kısaca.

 

Fatih Sultan Mehmet’in 1478 yılında inşa ettirdiği Topkapı Sarayı plan şeması olarak, II. Murad’ın Edirne Sarayı’nın plan şemasına sahip bir saraydır ve Fatih’in özel şahsına ait bir saray olarak değil, bir yönetim merkezi anlayışı ile inşa edilmiş bir yapıdır. Ailenin yaşadığı mekan olan Harem’in Topkapı Sarayı’na taşınması ise çok ileriki dönemlerde olmuştur. Harem’e ilk olarak Hürrem Sultan yaşamının son dönemlerinde gelmiş, ancak Hanım Sultan’lar tarafından tam yerleşim ancak III. Murat döneminde Safiye Sultan ile olmuştur. Sultan Abdülmecid’in 1853 yılında Dolmabahçe Sarayı’nı inşa ettirmesine kadar da bu sarayda yaşam devam etmiştir.

  

Sarayı mimari yapısı itibariyle 3 giriş kapısı 4 ayrı avlusu ile 4 kısma, yönetim anlayışı olarak ise Birun, Enderun ve  Harem olarak 3 kısma ayırmak gerekmektedir.

Sarayın ilk giriş kapısı,  Fatih tarafından sarayın inşaatıyla birlikte yaptırılmış olan ve sarayı şehirden ayıran ‘Sur-u Sultani’ içerisindeki ilk alana girişi sağlayan Bab-ı Hümayun Kapısıdır.Bu kapı önünde merasimlerin yapıldığı bir kapıdır, 1.avluya açılmaktadır.

1.Avlu halkında rahatlıkla girip çıkabildiği, divana sunulmak üzere hazırladıkları dilekçelerini verebildikleri bir avludur. Günümüze ulaşan ve ulaşmayan pekçok yapı bulunmaktaydı bu avluda. Aya İrini, Darphane binaları günümüzde de yaşamaya devam yapılardır örneğin.

Fatih tarafından yaptırılmış, klasik iki kuleli, bir ortaçağ kale kapısı görünümündeBab-üsSelam kapısı ise 2.Avluya ve Divan Meydanı veya Adalet Meydanı’na çıkılmaktadır. Sultan dışında herkesin atlarından inip yaya olarak içeri girdikleri bu avlu, Divan-ı Hümayun Mutfaklar (Matbah-ı Amire ), Adalet Kasrı’nın yer aldığı avludur.

Enderun Kapısı denilen Babü’s Saade Kapısı ise Divan Avlusunun sonundaki, 2.Avludan 3.Avluya geçişi sağlayan kapıdır ve Osmanlı’nın en önemli törenleri olan Culüs, ayak divanı cenaze törenleriulufe dağıtımları gibi törenler hep bu kapı önünde yapılmıştır.Bu avluda iseArz OdasıKanuni  Sultan Süleyman tarafından Has Oda Kutsal Emanetler Dairesi-Hırka-i Saadet Dairesi, iç hazinenin saklandığı Fatih KöşküSultan III. Ahmed Kütüphanesi ve Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırılan Ağalar Camii yapıları yer almaktadır.

  

Sarayın son avlusu 4.Avlu ise 17-18.yüzyıl yapılarını barındırır. Sofa-i Hümayun, 3. Ahmed dönemi Sünnet Odası, Sofa Camii, 4. Murad tarafından yaptırılmış, Revan ve Bağdat Köşkleri,  Sultan 1. İbrahim tarafından  yaptırılmış İftariye Kameriyesi, Sultan IV. Mehmed döneminde yapılmış. Sofa Köşkü, Kara Mustafa Paşa Köşkü, Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmış Mecidiye Köşkü ve Esvap Odası ve Hekimbaşı Odaları avlu içersinde yer alan yapılardır.

 

Duhteran-ı Hümayun adını alan HAREM ise, Dolaplı KubbeŞadırvanlı TaşlıkKuleBaşhazinedar Ağa ve Başmuhasip Ağa daireleriMeşhane KapısıKara Ağalar MescidiKaraağalar Koğuşu ve Kızlar Ağası Dairesi,III. Murad Has Odası,Cariye koğuşları, Valide Sultan Dairesi, Çifte Hamamlar, Hünkâr Sofası, Şehzadegân Dairesi I. Ahmed Has Odası, III. Ahmed Has Odası, III. Osman Köşkü, III. Selim Dairesi ve Valide Sultan Dairesi'nin,üstüne yapılan Mihrişah Sultan Dairesi, Çifte Kasırlar, Mabeyn ve Gözdeler Dairesi gibi bölümler içermektedir.

 

Haremin bazı bölümleri restorasyon amacıyla şu anda ziyarete kapatılmış durumda. Bu bölümlerin en az 5 yıl kapalı kalacağını öğrendim. Ancak bununla birlikte daha önce çok uzun yıllardır kapalı olan farklı bölümler ise yeni ziyarete açılmış.  Benimde özellikle söz etmek istediğim, çok uzun yıllardır kapalı tutulan ve ziyarete yeni açılmış olan bu bölümler.

Divan-ı Hümayun’un sol tarafından Harem giriş kapısının yan tarafında  ziyaret yeni açılan Zülüflü Baltacılar Koğuşu özellikle burada değinmek istediğim bölüm. Sarayın güvenlik işlerinden sorumlu, boyları yaklaşık 2 metreyi bulan, güçlü kuvvetli, yakışıklı bu yeniçeri ocağı mensubu ağalara ait yaşam alanı orjinal haline en uygun biçimde restore edilerek hizmete açılmış en yeni bölümlerden. Ağaların koğuşları, mescidi, dinlenme odası olan çubuk odası mütevazi ihtişamı ile ziyaretçilerin ilgisine sunulmuş. Görülmesini özellilkle tavsiye ediyorum.

 

Yine Harem’de Hünkâr Sofas’ndan girişi olan III. Selim’in hat, şiir, beste çalışmalarını yaptığı Meşk Odası yeni açılan bölümlerden.

Bir diğer bölüm ise, yine çokta uzun olmayan bir süre önce ziyarete açılmış olan Divan-ı Hümayun Mutfaklar (Matbah-ı Amire ) bölümü’ne ait Helvahane. Altı usta ve yüz kadar çırağın kışları gül, misk, gelincik çiçeği gibi baharattan yaptıkları macunu Hünkar, Divan-ı Hümayun üyelerine ve Enderun’un ileri gelenlerine sundukları, onlarca çeşit tatlının, helvanın yapıldığı bölüm, canlandırma ve kullanılan orjinal mutfak gereçlerinin sunumu ile seyri kaçırılmaması gereken bir ziyafet kanımca..

  

Sarayı gezdikten sonra ya da vereceğiniz arada, müthiş İstanbul manzarası eşliğinde Konyalı’da yiyeceğiniz leziz Osmanlı yemekleri ve müthiş sunumuyla Türk kahvesi ve şerbetleri de üstüne yapılacak en iyi keyif diye düşünüyorum.

Güneşinde en güzel anlarını yakaladığımız bir günde yaptığımız bu ziyareti sizlerede şiddetle tavsiye eder, bu müthiş tarihi atmosferde sevdiklerinizle birlikte, mutlu bir gün geçirmenizi dilerim..

 

Sevgilerimle

Yrd. Doç.Dr Hülya Kalyoncu