Meral YazıcıKaranlıklar ressamı GOYA

Merhaba sevgili goodluck okurları... Bu yazımda sizlere Londra'daki GOYA sergisinden bahsetmek istiyorum. Londra'ya yolculuk planlarken hemen şehirde neler var diye bir araştırdım. National Gallery'de GOYA sergisi olduğunu görünce hemen internetten rezarvasyon  yaparak , sergiyi gezdim, portlerinde insanların ruh hallerini öyle güzel yansıtmıştı ki bu beni inanılmaz etkiledi. Sizlere kısaca tam adıyla Francisco José de Goya  Lucientes'in hayatıdan ve sanatından bahsetmek isterim. 30 Mart 1746 - 16 Nisan 1828 yılları arasında yaşamış bir benim gibi  oda bir koç burcu insanıymış.

Goya’nın en az eserleri kadar ilgi çekici olan hayatına bir göz atalım isterseniz. 14 yaşlarındayken yerel sanatçı Martinez’in yanına çırak verilmiş ve burada dört sene geçirmiş. 17 yaşındayken Madrid’e gitmiş ve çalışmalarıyla ressam Francisco Bayeu’nın dikkatini çekmeyi başarmış. Daha sonra Bayeu’nun kardeşiyle evlenmiş. Bu evlilik, Goya’ya sanat toplantılarına katılma ve yeni bir çevre edinme şansı sağlamış. 

Bir yandan halı taslakları hazırlarken, diğer yandan saray çevresinden kişilere ait portreler yapıyordu. Bu döneme ait ‘Floridablanca Kontu’ (1783) ve ‘Prens Don Luis ve Ailesi’ (1784) gibi örnekler; cesur ve yenilikçi tarzlarıyla bilinirler. 40 yaşındayken ‘imparatorluğun baş ressamı’ oldu. Bu görevdeyken yaptığı ilk çalışmalardan biri, ‘Osuna Dükü ve Ailesi’ (1788) adlı resimdir.

 

 46 yaşındayken bütün hayatı değişti. Yolculuk sırasında geçirdiği hastalık, sağır olmasına yol açtı ve içine düştüğü karamsarlık, eserlerine de yansıdı. Dinlenme sürecinde birçok çizim yaptı, daha sonra bunları baskıya dönüştürdü. Bu seriyle tanımlanan çalışmalar, Goya’nın sanatında değişimi işaret eder. Karanlık, dramatik ve ürkütücü bir hayal gücü, sanatına egemen olmuştur. 

 Bu sırada güzel bir dul olan Alba düşesiyle yaşadığı aşkın ortaya çıkmasının yarattığı skandal, yeni bir ruhsal travmaya daha yol açar. Bu süre içinde bir yarışmayı kazanarak şöhretini arttırdı. Dönüşünde artık ünlü bir ressamdı. 

 

Fransız Devrimi’nin etkileri ve aydınlanmacı kişilerle ilişkileri, Goya’nın zamanla liberal bir tavır benimsemesine yol açtı. Bir yandan saray ressamlığı yapıyor, diğer yandan özgürlük kavramıyla yüzleşiyordu. 

Goya, 78 yaşında Fransa’ya yerleşir. İki sene sonra da sarayın verdiği ‘baş ressam’ ünvanını bırakır. Huzur içinde geçirdiği üç yılın ardından da hayata veda eder. Onun ardından, pek çok sanatçı, özellikle de Picasso, kendisinden ilham aldığını itiraf eder. 

Sevgilerimle

MERAL YAZICI